Evet nihayet memleketime kar yağdı. Sera etkisinin en yüksek seviyede olduğu ve kalabalıktan dolayı cehenneme dönüşen kadim İstanbul'a nihayet kar yağdı. Bu sabah uyandığımda etrafı bembeyaz görmeyi beklemiyordum. Aşağıda oynayan çocukların konuşmalarını duyunca durumu fark ettim. Birisi 'Bak burada daha çok kar birikmiş.' deyince galiba evde kaldık diye geçirdim içimden. Gerçi bir gece önce internet gazeteleri Avrupa yakasında yoğun yağış başladığına işaret etmişti. Bu kadar ciddi boyutta olduğunu düşünmemiştim.
Yollar sıkıştı, hava soğudu ve evde kalmaya bahane oluştu. Şimdi ne yapsak efendim. Play Station'da futbol mu oynasak? Pencerenin önüne oturup kitap mı okusak? Pikabımıza plak koyup müzik mi dinlesek? DVD kütüphanesinden güzel bir film çekip onu mu izlesek? Yoksa yatağa uzanıp öylece hiç kıpırdamadan tavanı mı izlesek? Sonuncusuna herhalde en fazla on dakika dayanabilirim zira ben aktivite insanıyım. Yerimde duramam. Hiç bir şey yapmasam bir şeyler okurum.
Evet bu sene de kar yağdığını görmeyeceğimize üzülürken, ona yaptığımız tüm işkenceye rağmen doğa ana bize kucak açtı. Mikropları kırdı, etrafı bembeyaz boyadı. Kısmen de olsa tatil ortamı yarattı. Şimdi bizlere düşen görev, gereksiz yere yola araba çıkartmamak, bu havada görevli olup dışarıda tüm gün çalışacak olanlara kolaylık sağlamak ve mutlaka yola çıkıyorsak kar lastikleri kullanmak. Hepsinden önemlisi dikkatli araç kullanmak.


4 yorum:
Hımmm bu aktiviteleri yapabilmek için küçücük minicik bir mikrobun da evde faal olmaması gerekiyor. Zira play station'ın kabloları çekilebilir, kitap okurken göbekte zıplanabilir ve film seyrederken " Ben toy story izlemek istiyosun!!" denebilir. :))
O mutlu olsun da başka bir şey istemem :) Nasılsa öğlen uykusu uyur. O zaman ne yapıyorsak yaparız. Hem zaten hayat onunla güzel :)
Paylaşımlarınızı ilgi ile takip ediyorum. Bloğunuz çok başarılı.
Tüm İnternet Kazançları
Teşekkür ederim Ümit Bey :)
Yorum Gönder