Bir gün barbar Conan'ın çok etkileyici bir hikayesini okuma fırsatım oldu. Hikayenin ismi 'Conan'ın üç Ölümü'ydü. Çizimleri çok etkileyiciydi. Conan hırsızlık yaptığı dönemlerde, karanlık bir şatoya girip efsanelerde adı geçen dev kristali çalmak için yola düşmüştü. İçeride yaşayan kadim büyücünün varlığından haberdar değildi. Büyücü Conan'ı yakalayıp tutsak ettikten sonra şöyle demişti.
'Tarot kartlarıyla sana fal açacağım. Kaderine onlar karar verecek.'
Gerçekte Tarot kaç falla bakılır tam olarak bilmiyorum ama bu çizgi romanda Conan'ın önüne tam 4 adet kart koydu büyücü ve tek, tek açmaya başladı. Sayfaları çevirdikçe heyecandan yerimde duramaz olmuştum. Muhteşem bir çizgi romandı bu. Açılan her karttan başka kader çıkıyor ve hepsinin sonunda Conan feci şekilde can veriyordu. Asıl etkileyici olan, her kart açıldığında o karttaki kaderi temsil eden sayfalar farklı çizerler tarafından çizilmişti. Sonunda ne olduğunu söylemeyeceğim. Okumayanlar çizgi roman satan sahaflardan 'Conan'ın üç ölümü' adıyla satılan macerayı araştırabilirler.

Bu vesile ile Tarot kartlarına ilgi duydum. Dedim ki kendi kendime, oturup şahsıma özel kartlar çizeceğim. Şu belediye otobüsü kartlarını hani sıcak bir makinede PVC ile kaplıyorlar ya, hah işte aynen öyle kaplayacağım. Nedense bu heves içimde hep olduğu halde oturup kartları hazırlamadım. Yıllar sonra Pelin'le evlendiğimde konu açıldı.
Dedi ki Pelin 'Sakın bulaşma!'
'Neden ki?' diye sordum.
'Alışveriş merkezlerinde oyuncak standında satıyorlar Tarot setlerini. Böyle bir şeyi nasıl yaparlar. Çok tehlikeli.' dedi.
Şaşırdım ama ilgim daha da arttı. Efendim Pelincimin söylediğine göre Tarot falı bakmak, kahve falı bakmak gibi bir şey değilmiş. Kartlar kadife bir kesede göğsünde, kalbine yakın yerde tenine değecek şekilde taşınırmış. Kartlar sahibiyle bütünleşirmiş. Kullanıcının hayat enerjisi kartlara da sinermiş. Tarot falı bakan, layıkıyla bakarsa geleceği okurmuş Karşısındakinin öleceğini bile görürmüş. Tarot'a merak salıp bakan bir çok arkadaşı zamanla korkup vazgeçmişler.
Çok şaşırdım ama gerçekten ilgimi çekti. İnternet'e girip envai çeşit kart setinden seçtim bir tanesini. Sipariş etmedim ama alış veriş listesine koydum. Sonra Pelin'in dediklerini aklımdan bir kez daha geçirdim.
'Başına bela alırsın.' demişti. Ne demek başına bela alırsın yahu? Huzursuz olmama yetmişti ama bu sözler.
Bir gün ofiste çizim yapıyordum. Elimdeki projeyi kısa zamanda bitirip teslim etmem gerekiyordu. Gel gör ki o gün hiç havamda değildim. Bilgisayar bana bakıyor, ben de ona bakıyordum. Saçma sapan sitelerde gezinip vakit geçiriyordum. Oysa yapmam gereken iş de çok önemliydi. Sıkılıp uyduruk bir Tarot Falı sitesine tıkladım. Önüme kart destesi çıktı. 7 tane kart seçmem istendi. Umursamazca 7 kartı seçtim. Sonra kartlar açıldı. İlk kartta aynen şöyle yazıyordu.
'Üzerine sorumluluğunu aldığın önemli bir işi yapmamak için direniyorsun. Aslında sen böyle biri değilsin. Dikkatini toparlayıp işini bitirmelisin.'
Ekrana öylece baka kaldım. Düşündüm biraz. Huzursuz oldum. Alışveriş sitesine tekrar dönüp, kartları sipariş listemden sildim. Tarot kartlarının gizemi beni aştı. Eğer bu meret uyduruk bir internet sitesine böyle çalışıyorsa kalbime yakın yerde taşıyacağım kartlarda ne görürüm bilinmez. Fazla kurcalamamakta fayda var. Tarot macerası da şimdilik böylece sonuçlanmış oldu. Belki emekli ve yaşlı bir adam olduğumda tekrar düşünebilirim.

2 yorum:
bu kadar tehlikeli olduklarını bilmiyordum. herkesin de bu kadar ciddiye alarak baktığını düşünmüyorum. bence o kartlarla bir iletişim yakalandıktan sonra ancak doğru sonuçlar verebilir. ama buna da değer mi bilmiyorum. bence de yaşlanınca tekrar düşünülebilir:)
Merhaba İrma :)
Sözlerin doğru. Kartlarla iletişim kurmadan bir anlamı olmaz şüphesiz. Asıl ürkünç olan kartlara kendi enerjini aktardığında oluşan sonuçlar. Mantıklı ve gizemli. Hem hoşuma gidiyor hem korkuyorum. :D
Yorum Gönder