BEŞİKTAŞ - MANİSASPOR (4-1)

20 Mart 2012 Salı

Beşiktaş'ın Avrupa kupalarından elenmesi için kurulan tezgahlar meyvesini verince herkes rahatladı ve nihayet Beşiktaş pazartesi akşamı maça çıktı. Dikkatinizi çektiyse geçen haftalarda perşembe günü çıktığı Atletico Madrid maçından sonra pazar günü öğlen, evet vurgulayalım tekrar pazar günü ÖĞLEN saatlerinde sahaya sürülen Beşiktaş, yorgunluktan dağılmış bir vaziyette tek puanı zor kurtarmıştı. Tabi bu tezgah aynı zamanda bir takım kim olduğunu bilemediğimiz güç odakları tarafından lig başlamadan şampiyon olması kararı alınan Galatasaray'ın da ekmeğine yağ sürüyordu. Beşiktaş ve Trabzonspor'un fikstür kullanılarak katledilmeleri sonucu kaybettikleri puanlar, şimdi şampiyonluk yolunda çok geride kalmalarına sebep oldu. Kimse de ses etmedi. Sonuçta hesaplar tuttu veya tuttu sanılıyor zira Avrupa sahnesinden ayrılan Beşiktaş, daha fazla dinlenme fırsatı bulacak ve kenetlenip şampiyonluğa odaklanacak. Kimse sanmasın ki Beşiktaş için şampiyonluk hesabı bitmiştir. Heyecan yeni başlıyor.

FERNANDES OYNADIĞI OYUNLA BÜYÜLEMEYE DEVAM EDİYOR
Dün gece Manisaspor karşısında izlediğimiz kısmen dinlenmiş ve zihni rahatlamış Beşiktaş, her ne kadar tam performans sergileyemediyse de, bu haliyle bile misafir takıma dört gol atmayı başardı. Bir de şu gol yeme alışkanlığından da sıyrılsak tam olacak. Yani olmuyor mu gol yemeden maçı tamamlamak? Q7'nin dönüşü muhteşem oldu. İki süper gol atıp kendini affettirdi. Fernandes rüya gibiydi. Attığı golden çok o anda topa vururken sergilediği iştah, izlemeye değerdi. Almeida her zamanki gibi işini yaptı. Fırsatını bulunca golünü attı. Hilbert sanki hiç sakatlanmamış ve araya zaman girmemiş gibi eski performansını sergileyerek bizleri mutlu etti.
SIMAO, GENÇ OYUNCULARA ÖRNEK BİR
PERFORMANS SERGİLİYOR
Beşiktaş dün iyiydi iyi olmasına ama biraz da rakibe bakmak lazım. Muhteşem Fenerbahçe Cumhuriyeti'nin anti Beşiktaş yazarları gibi takımımızı yere göğe sığdıramayan skor yazarlığı yapmayalım. Manisaspor güçlü oyunculardan kurulu ama bu günlerde kulüp içerisinde takıma da yansıyan ciddi sıkıntılar var. Öyle ki bu kadro geçen gün idmana çıkmayarak yönetimini protesto etti. Bu şartlarda sergiledikleri performansın yeterliliği tartışmaya açık bence. Bu Beşiktaş'ın aldığı skorun ne kadar başarı ölçüsü olabileceği konusuna da direk yansıyor. Galibiyete ve güzel gollere pek sevindik ancak kara kartal'ın Türkiye kupası ve Galatasaray'a teslim edilmesi düşünülen Süper Lig Kupası için bundan sonraki kısa dönemde çok daha iyi yoğunluk sağlaması lazım. Haydi Beşiktaş! Uçuralım şu kara kartalı hep beraber.

VIDEO
video

BEŞİKTAŞ 4-1 MANİSASPOR

Stat: İnönü Stadyumu
Hakem: Barış Şimşek

Beşiktaş: Cenk, Hilbert, Sivok, Egemen, İsmail, Ernst, Fernandes, Veli, Mustafa (Dk.54 Necip), Simao, Almeida (Dk.59 Quaresma)
Teknik Direktör: Carlos Carvalhal

Manisaspor: İlker, Akaminko, Dixon, Hüseyin, Ferhat, Yiğit, Nizamettin (Dk.82 Bekir), Ahmet İlhan, Murat Erdoğan (Dk.86 Vucicevic), Kahe, Isaac
Teknik Direktör: Reha Kemal Erginer

Sarı Kartlar: Veli (2) (Beşiktaş), Kahe, Akaminko, Ferhat, Yiğit (Manisaspor)

Kırmızı Kart: Veli (Beşiktaş)

Goller: Dk.18 Almeida, Dk.60-65 Quaresma, Dk.90 Fernandes (Beşiktaş), Dk.90+7 Ferhat (Manisaspor)

Türkiye'nin Leonard Cohen'i Mehmet Erdem'den "Hakim Bey"

Etkileyici sesiyle Leonard Cohen’e benzetilen ve internet ortamında şarkıları büyük ilgi gören Mehmet Erdem, Mart ayında kendi albümünü çıkaracağını duyurarak hayranlarını sevindirdi. Mehmet Erdem’in beğenilen sesiyle hayat bulan “Hakim Bey” adlı çıkış şarkısı, Türk Pop sektörüne heyecan katacağa benziyor!

Tok ses tonu ve naif şarkı söyleme tarzıyla Leonard Cohen’e benzetilen Mehmet Erdem, Türk Pop müziğine farklı bir ses getiriyor. Şimdiden kendine özel bir takipçi kitlesi yakalamayı başaran Mehmet Erdem, kendi albümüyle müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Tükiye’nin Leonard Cohen’i olarak görülen sanatçı, yeni albümünden sözü ve bestesi Sezen Aksu’ya ait olan “Hakim Bey” adlı şarkıyı, müzikseverlerin beğenisine sunuyor.

Uzun yıllardır farklı projelerle müzik dünyasının içinde yer alan Mehmet Erdem, son dönemin en sevilen dizilerinden “Leyla ile Mecnun”un da müziklerini yapıyor. “Deli Deli Olma” adlı filme yaptığı müzikle “Altın Portakal Film Festivali”nde “En İyi Film Müziği” dalında ödül alan Mehmet Erdem, kariyeri boyunca yaptığı film ve dizi müzikleriyle isminden sıkça söz ettirmiş bir sanatçı…

Mehmet Erdem’in kendine has vokaliyle Türk Pop müziğine yeni bir heyecan katacak olan albüm, Mart ayı içerisinde raflardaki yerini alacak.


Bir bumads advertorial içeriğidir.

CARCHARODON

18 Mart 2012 Pazar

OYUNUN LOGOSUNDA METALLICA GÖNDERMESİ
KEYİFLİ BİR SONUÇ VERMİŞ
Evet, Amiga oyunlarına devam ediyoruz. Bu günün konusu 'Carcharodon'. Türkçe mealiyle beyaz köpek balığı. Oyunda köpek balıkları yok zira bu bir shoot'em up oyunu. Muhtemelen oyunda kullandığımız uzay aracının veya bağlı olduğu filonun kod ismi olsa gerek bu. Güzel bir seçim. Şimdi biraz oyundan bahsedelim.
TROPİKAL İKLİM İÇİMİZİ ISITTI AMA
ORTAMLAR TEHLİKELİ GÖRÜNÜYOR
Hayatım boyunca oynadığım atmosferi en korkunç oyun bu olsa gerek. Mekanlar her bölümde değişse bile aynı şekilde devam eden soğuk rüzgar sesi, insanın içini ürpertiyor. Bu oyunda gerçekten tuhaf bir hava var. Gece yalnız başıma oynamaya çekiniyorum. Sanki karanlık gecede evin camına uzaylılar tık, tık vuracakmış gibi geliyor. Bak yazarken bile içim ürperdi. Kim programlamış bu oyunu yahu? Deli midir nedir?
MOTORLAR BUZ BAĞLAMADAN BÖLÜM SONU
CANAVARINA ULAŞMAK GEREKLİ
Oyun birbirinden zor altı adet bölümden oluşuyor. Grafik özellikler çok daha üst seviyede olsa da bana Commodore 64'ün 'IO' oyununu hatırlatıyor. İlk bölümde karlı dağları arkanıza alıp düşman filolarına karşı mücadele veriyorsunuz. İkinci bölümde olaylar değişiyor. Dev gibi değerli madenlerden oluşan mekanlarda uçup, canlanıp uçuşmaya başlamış kıristal parçalarına karşı savaşıyorsunuz. Üçüncü bölümde oyun korkunçlaşıyor ve Alien filmindeki mekanlarda boy gösteriyorsunuz ve ateş ettiğinde vurması zor ufak yaratıklara karşı ateş açıyorsunuz. Mekanlar değişiyor ama geri plandaki korkunç rüzgar sesi derinden ulumaya devam ediyor. Dediğim gibi bu bile tek başına adamın içini ürpertiyor.
ALIEN ORTAMLARINA GİRDİKÇE KORKU
UNSURU DAHA DA AĞIR BASIYOR
Oyunun açıldığı ekrandaki logosu Metallica'nın klasik logosundan esinlenilmiş. En iyi puan listesinde de Death Metal gruplarının isimleri kaydedilmiş. Belli ki bu oyunu programlayanlar metal kafaymış. Yani bizdenmiş. Ekip müzik tercihini oyuna yansıtmış. Pek de güzel durmuş. Carcharodon acımasızca tasarlanmış ve bitirmesi neredeyse imkansız shoot'em up oyunlarından birisi ancak oynaması pek keyifli.
VIDEO
video

BEŞİKTAŞ GERÇEĞİ VE MEDYA

16 Mart 2012 Cuma

Artık üzülmekten öte duygular içerisindeyim. Dün gece öngördüğüm üzere maçın ertesi sabahı, anti Beşiktaş medya, kara kartalı yerden yere vurdu. Yazıklar olsun. Bu takım UEFA Avrupa liginde İngiliz takımı barındıran grubundan lider çıktı. Braga gibi güçlü bir takımı elemeyi başardı. UEFA sıralamasında 12. sırada yer alan Atletico Madrid karşısına çıktı. Elinden geleni ardına koymadı. Teknik kadrosuyla, futbolcularıyla ve seyircileriyle kenetlendi. Ancak bu sene için gelebileceği en iyi noktaya ulaşmıştı kara kartal. Nitekim Atletico Madrid gibi güçlü ve prestijli bir takıma elenerek veda etti kupaya. Bu sabah kahvaltı ettiğim pastahanede elime uyduruk bir gazete geçti. Bir köşe yazarı, Atletico Madrid'in İspanya liginde sıradan bir takım olduğunu, Beşiktaş'ın ise Türkiye'nin üç büyük kulübünden biri olduğunu yazmış ve bu vesileyle takımımızın elenmesini eleştirmiş. Ağabey ben çok merak ediyorum sen hangi dünyada yaşıyorsun? Senin liginin adı süper, kendisi değil. Üç büyüklerin de bu sözde süper ligin üç büyükleri. Atletico Madrid'in oynadığı ligle kendi ligini bir mi tutuyorsun sen? Bu nasıl bir spor yazarlığı? Bu ne rezalet? Aynı köşe yazarı 'Bu futbol hiç yakışmadı.' diye fikir beyan etmiş. Beşiktaş iki günde bir maça çıkartıldı. Atletico Madrid maçına perşembe günü çıkan Beşiktaş, pazar günü öğlen Orduspor deplasmanına çıktı. Bu ne türden bir fikstür? Her nasılsa kara kartal elenince lig maçı pazartesiye alındı nihayet. İnsafsızlar. Beşiktaş, Türk takımları arasında Avrupa'da en üst sırada. En başarılı Beşiktaş ama acımasız anti Beşiktaş medya bugün gazetelerine sanki Beşiktaş 3. ön eleme turunda elenmiş gibi başlıklar attı. Yazıklar olsun.

BEŞİKTAŞ - ATLETICO MADRID (0-3)

15 Mart 2012 Perşembe

Yine çok heyecanla beklediğimiz bir maçtan boynumuz bükük ayrıldık. Senelerce bu üzüntüyü yaşadık. Tabi on beş sene önceki üzüntülerimizle bu günküler farklı. O zamanlar ilk turda yaşıyorduk bu şerefli mağlubiyetleri. Şimdi gruptan lider çıkıp çeyrek finale kadar dayandıktan sonra oluyor olan. Büyük bir gelişme olduğu şüphe götürmez. Yine de bu üzerimizde forma, hayal kırıklığıyla biten bir gecenin keyfini geri getirmeye yetmiyor. Sağlık olsun. İnadına Beşiktaş. Sonuna kadar Beşiktaş.

MİSAFİR TAKIM KALECİSİ GENÇ YAŞINA RAĞMEN BAŞARILIYDI
Gelelim maça. Takımım oyuna fırtına gibi başladı. Galiba olacak bu iş dedim ama Atletico Madrid şaşkınlığı üzerinden çok çabuk attı. Daha kaba bir deyişle adamlara sökmedi fırtına gibi başlangıç filan. Anladığım kadarıyla bunları dünyanın neresinde sahaya sürersen sür, hatta ayda sahaya sür, psikolojileri değişmiyor. Aynen bildiklerini okuyorlar. Nitekim bu maçta da öyle oldu. İlk maçtaki kadar etkili ataklarla Beşiktaş'ı zorladılar. Golü bulmaları da pek uzun sürmedi. 25. dakikada Beşiktaş'ın turu geçmek için 4 gol atmasına sebep olacak golü atıp işi bitirdiler. İlk yarı hızla geçti gitti. Beni şaşırtan, skora rağmen Atletico Madrid takımının oyunu hiç rölantiye almamasıydı. Sağladıkları avantaja rağmen sanki gol atmaları gerekliymiş gibi oynamaya devam ettiler. Hayran kaldım. 82. dakikada topa elini uzatıp almak konusunda pek hevesli olmayan kaleci Cenk 2. golü misafir takıma hediye etti. Bu dakikada maçı izlemeyi bırakıp bilgisayar başına geçtim. +4 dakika oynanırken gözümün ucuyla 3. golü yediğimizi ve yanılmıyorsam alçak bir sözde Beşiktaşlının sahaya girdiğini gördüm. Biliyorsunuz takımın göreceği zarar bunların umurunda olmuyor. Cahil cesaretiyle şovunu yapıp kahvede macerasını anlatma derdinde olan bu türden zavallılardan ne yazık ki tribünler ve futbol spor kültürü bir türlü arınamadı. Açıkçası bu türden insanlarla aynı hobiyi paylaşıyor olmaktan bazen çok utanıyorum.
ATLETICO MADRID SANKİ SAHADA
DAHA KALABALIK GİBİ BİR GÖRÜNTÜ ÇİZDİ
Beşiktaş'ım böyle bir rakibin karşısına çıkmak için pek zorlu mücadeleler verdi. Buraya kadar gelmesi takdire layık bir başarıydı. Grubunda bir İngiliz takımı olmasına rağmen lider olmayı ve tamamlamayı başardı. Braga gibi üst seviyede futbol oynayan bir takımı saf dışı bıraktı. Çeyrek final kapısına dayanıp Atletico Madrid gibi bir futbol markasının karşısına çıktı. Tabi anti Beşiktaş medya ve takımları oynadığı ilk turda elenen diğer Türk takımlarının izleyicileri olayı bu pencereden değerlendirmeyecekler. Varsın değerlendirmesinler. Beşiktaş bizim gururumuzdur. Ayrıca şu konuya da değinmek istiyorum. Milli takımda ve Atletico Madrid'de ay yıldızlı bayrağımızı başarıyla temsil eden Arda Turan'ı yuhalayan ve küfür ederek ne kadar centilmen ve kaliteli bir futbol seyircisi olduğunu gösterenleri kınıyorum. Başkalarına yaranmayı ve aynı tavrın kendilerine karşı da sergilemesini benimseyen kişiliksiz ruhların Beşiktaş'da yeri olmadığını düşünüyorum. Sizin ne haddinize Ardayı yuhalayıp tüm Beşiktaş camiasını rezil etmek?
Evet, eleştirimizi de yaptıktan sonra maç yorumumuzu bağlayalım. Bu maç bitti. Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi'nde gelebileceği en iyi noktaya geldi. Bizi başarıyla temsil etti. Şimdi önümüze bakalım. Daha bunun Türkiye kupası var, Süper kupası var. Hayat devam ediyor.

BEŞİKTAŞ: 0 - ATLETICO MADRID: 3

Stat: İnönü Stadyumu

Hakemler: Paolo Tagliavento, Massimilliano Grilli, Gianluca Cariolato, Antonio Damato, Christian Brighi, Gabriele Gava (İtalya)

Beşiktaş: Cenk Gönen, Ekrem Dağ (Dk. 46 Filip Holosko), Tomas Sivok, Egemen Korkmaz, İsmail Köybaşı, İbrahim Toraman (Dk. 61 Mehmet Aurelio), Manuel Fernandes, Veli Kavlak, Simao Sabrosa, Edu Goncalves (Dk. 58 Mustafa Pektemek), Hugo Almeida
Yedekler: Umut Kaya, Sidnei Da Silva, Atınç Nukan, Julio Alves
Teknik Direktör: Carlos Carvalhal

Atletico Madrid: Thibaut Courtois, Juan Francisco Torres, Joao Miranda, Diego Godin, Filipe Luis, Mario Suarez, Gabi Fernandes Arenas (Dk. 84 Alvaro Dominguez), Koke Jorge Merodio (Dk. 73 Eduardo Salvio), Arda Turan (Dk. 68 Paulo Assuncao), Adrian Lopez, Radamel Falcao
Yedekler: Sergio Asenjo, Luis Amaranto Perea, Luis Miguel Pizzi, Saul Niguez
Teknik Direktör: Diego Simeone

Goller: Dk. 26 Adrian Lopez, Dk. 83 Radamel Falcao, 90+3' Eduardo Salvio (Atletico Madrid)
Sarı Kartlar: Hugo Almeida, Egemen Korkmaz, Tomas Sivok, Veli Kavlak (Beşiktaş); Arda Turan, Gabi Fernandes Arenas, Juan Francisco Torres (Atletico Madrid)

BEŞİKTAŞ - ATLETICO MADRID (ÖN DEĞERLENDİRME)

Beşiktaş bu gece tarihinin en önemli maçlarından birisine daha çıkıyor. Peki nedir bu maçı tarihinin en önemli maçlarından birisi yapan? Hemen irdeleyelim konuyu. Haftada üç maç oynamaya mahkum edilmiş, neredeyse bütün futbolcuları yıldız ama yorgunluktan dökülen, her şeye rağmen çıktığı maçlarda elinden geleni yapan ama çaresizce yenilen, yönetimi tarafından terk edilmiş, her maçta küfür edip sahasının kapanmasına sebep olan bir seyirciye sahip, kanadı sakatlanmış bir kara kartal var artık. Bu gece Beşiktaş ilk maçta attığı tek altın golün verdiği ilhamla ayakta kalmaya çalışacak. Atletico Madrid Beşiktaş'dan iyi bir takım mı? Cevap vermek ne mümkün? Kadromuza bakarsan canına bile okur diyeceğim ama takım performansını sergileyecek kadar dinlenemiyor ki görelim ne işler becerir? 10 günde dört maça çıkarak 10 günde tek maç oynayan Galatasaray'ı bile son dakikaya kadar zorlayan ve şanssız bir golle yenilen Beşiktaş herhalde Atletico Madrid kadar iyidir. Bilemedim ben şimdi.

Şu sahneyi uzun senelerdir yaşıyorum. Bir hafta boyunca heyecanla Avrupa Kupası maçını bekliyorum. Gerçi artık bir hafta sürmüyor ya neyse. Ardından nihayet o akşam geliyor. Heyecanla formamı giyip televizyonun karşısına kuruluyorum? Maç başlıyor ve misafir takım ilk on beş dakikada saçma sapan bir gol atıp işi bitiriyor. Bunu senelerdir yaşıyorum. Bu sefer böyle olmayacağına inanmaya çabalıyorum zira Teknik Direktör Carlos Carvalhal inanıyor, futbolcular sanki bu sefer inanıyormuş gibi gözüküyor. Çekinerek oturacağım ekran karşısına. Eğer Beşiktaş bu turu geçerse kimsenin söyleyecek bir lafı kalmayacak. Tura inancım %48 oranında. Heyecanlı bekleyiş başladı.